Hakkındaki Yazılar

Ruzin memleket ve dünya çapında bir dekoratör olacak ve bizim göğüslerimizi kabartacak. Kabiliyetinden ve son derece ciddi çalışmalarından ben bu neticeyi bekliyorum.Hakkı Devrim - Son Saat Gazetesi 1953

Ruzin'in beyaz rengin hakim olduğu tablosuna dikkat çekeriz. Tablonun enine görülen helikoidal bir kompozisyon ögeleri arasında toplumsal hayatın bütün özellikleri görülüyor. Öyle bir konu ki, hem belirgin hem de canlı. Bunları yaparken kullanılan renk tonu daha açık bir şekli ile doğuyu hatırlatıyor.Marcel Jardonnet - L'Auvergnat De Paris Gazetesi 1977

Ruzin Gerçin' de bir yeni dil, yeni bir teknikten kaynaklanıyor. Sanatçı yalın ürpertili lirik çizgili kurgusunu bizim yersel oya motifli alabildiğince saydam, zorlanmış doğa ögelerinden kurulu bir öykü ile birleştiriyor. Tek bir renk gamı alıyor sanatçı, örneğin sepya, açık yeşil, maviler ve bu gamla yukarıda değindiğim teknik bir benzeri yapmak gerekirse bir ilkel kamış flütten üflemişcesine ses veriyor. İçtenlikli kadınsı duygularla bilgeli bir çıkışın bileşimi.Zeki Çakaloz 1977

O seramikçi bildiğimiz RUZİN GERÇİN, ellerine sağlık. O söğütleri, sazları, durgun su kenarlarını, saydam ağaçları, çiçekleri aquarel gibi zorunlu bir tekniğe çok görülegelmiş, alışılagelmiş klasik aquarel yerine, "yeni" likle nasıl sokuvermişsin.Zeki Çakaloz - Cumhuriyet Gazetesi 1977

Uzun yılların seramik sanatçısı RUZİN GERÇİN bu sergide (U.F.A.C.S.I) yeni suluboya eserlerini sundu. Narin bir teknik ve hafif tonlarla yapılmış küçük Anadolu görüntüleri derhal göze çarpıyordu.Jale Erzen - Sesimiz Dergisi 1977Enternasyonal Federasyon Salonu U.F.A.C.S.İ. Büyük Ödülü (GRAND PRIX) bu yıl bir Türk sanatçısı RUZİN GERÇİN'e verildi. Bu eserde geçmiş asırların çekiciliğini bulmak mümkün. Herşeyden önce kusursuz mükemmel bir resim. İnce gri tonlarının hakim olduğu eserde doğa masallarını ve binlerce görüntüyü anımsama... İşte çağdaş yönü de ihmal etmeyen sanatçının usta eserlerinin zengin şiirinden realiteye geçiţ...La Montagne Newspaper Centre France 1978

Türk sanatçısı RUZİN GERÇİN'e büyük ödül verilen suluboya yapıtında eski minyatür zerafeti ve desen tam ve mütekamildir. İnce gri bir atmosfer içinde ve doğunun masalları ve peyzajları ile bezenmiştir. Burada en tutarlı bir geleneğin zengin şiiri dile getirilmiţtir.Nüzhet İslimyeli - Ankara Sanat Dergisi 1978Ruzin Gerçin Grand Prix Büyük Ödülünü orjinal tuşlu kendine özgü çok özel bir şekilde ışıklandırılmış titiz peyzajları için kazandı.Genevieve, La Nouvelle Gazette, Belçika 1979

Belçika'nın Charlesleroi kentinde yapılan «Yarışmalı Uluslararası Plastik Sanatlar» Sergisinde büyük ödülü Türk seramikçisi RuzinGerçin kazandı.T.C. Başbakanlık Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Ankara 1979

Gerçin yurtiçindeki başarılarının yanısıra uluslararası yarışmalarda da birçok ödül almış. Örneklersek 1975 de Vichy, 1976 da Clermont Ferrand Grup Büyük Ödülleri ile iki yıldır üst üste aldığı U.F.C.S.I. (GRAND PRIX)Bülent Berkman - Milliyet Sanat Dergisi 1979

Ressam ve seramikçi Ruzin Gerçin. Başka bir deyişle komple bir sanatçı.Hamit Kınaytürk - Sanat Çevresi Dergisi 1979Ruzin Gerçin'in ince bir şiirsellikten çizgisel bir duyarlılıktan kaynaklanan küçük peyzajları, zevkli doğa izlenimlerinin işlek, devingen örnekleridir.Kaya Özsezgin - Milliyet Sanat Dergisi 1979

UFACSI bu topluluğun son sergisinde Ruzin Gerçin Büyük Ödül, Kristin Saleri de Jüri Özel Ödülünü almışlar. Fransa'da yayınlanan La Montaque Gazetesinde okuduk ve kıvanç duyduk.Eşref Üren - Ankara Sanat Dergisi 1979Türk resminin güçlü temsilcisi Ruzin hanımın yeni resimlerindeki güzellikler, yaşama sevincinin hayranı olarak iyi dilekler ve teşekkürler sunarım.Talat Halman - Sergi İzlenimleri 1980

Ruzin Gerçin duyarlı ve yetenekli bir sanatçı. Çalışmaları bizimle paylaştığı bir mutluluğu yansıtıyor. Son uluslararası başarısından dolayı onur duymaktayız.F. Okbay - Ankara Sanat Dergisi 1980

Ruzin anayapısını seramik örneklerinde biçime vardırdığı, bu tadı suluboya ve yaklaşığı tekniklenmelerinde kurmakla, pekiştirmiş olmakla dayanıklı sayılmalı, ustalar arasında görülmelidir. Gerçin belirgin ve yalın yer yer buğulu, minyatürleri anımsatan, ama grafik, illüstratif katılışı gerileten yansımasında içiçelik, dışını içinden, içini dışından kavrayışın kolay silinemeyecek, kendisine özgülüğü prçinlenmiş görselliği bir yumuşak, bir aydınlık şiirselliğinde vermektedir.Gültekin Elibal - Sergi İzlenimleri 1981

Ruzin sanatının olgun rayında.Hocası Şefik Bursalı - Sergi İzlenimleri 1981

Ruzin Gerçin'in resimlerinin kalitesi, beni hayrete düşürüyor.Şefik Bursalı - Sergi İzlenimleri 1982Ruzin hanımın ismi gibi resmi de orijinal. Gözümüz önüne yepyeni manzaralar getiriyor. Doğu ile batıyı birleştirmiş bir hali var. Yumuşak alışılmamış renkleri önümüze seriyor. Eserleri yapmacık ve taklitlerinden uzak bir tazelik içindedir. Kalabalık içerisinde muhakkak çekiciliği insanı dalgınlıktan kurtarıyor.Malik Aksel - Ankara Sanat Dergisi 1982Müslümanlığın benimsenmesinden sonra kimi nedenlerle resim sanatı ulusal kültürümüze sokulmamıştır. Buna karşın yazı çok renkli olmamakla beraber, abstre veya non figüratif resmi anımsatan bir biçemde doruklara eriştirilmiştir. Ancak, arap harflerine göre oluşturulan teknik ve estetik kurallarının latin harflerle bağdaşmazlığı yüzünden yaşamsallığını yitirerek duralmıştır. Bu süreç içinde, sözü edilen kimi nedenler tavsadığı için özgürlüğüne kavuşan figüratif resim ise, yeni ve ilginç bir sanat uğraşısı olarak yaygınlaşıvermiştir. Önceleri dışalım malzeme ve teknikle fakat yerel beğeni yansıtılırken sonraları, estetik açıdan da dışa bağımlı yapıtlar üretilmeye başlanmıştır. Oysa, ulusal kültürün en önemli ögesi olan sanatta yabancı estetikle yeteneğimizin kanıtlanması bir yana, sanatçılarımızla toplumumuzu bile özdeşleştirmek olası değildir. Neyse ki bu gerçeği kavrayarak çalışan araştırmalar yapan ressamlarımız yetişmiş ve yetişmektedir. Onlardan birisi de hiç kuşkusuz Ruzin Gerçin'dir. Ürettiği resimlerde herhangi bir yabancı ressamın da kullanabileceği motifler, kılıklar ve konularla yerellik aldatmacası yoktur. Malzeme gereksinme ve estetiği ile ayrı ayrı sanatlar olan işlemelerden, minyatürlerden, halı, kilim ve çinilerden aktarmalarla kandırmaca da yoktur. Ama sanatlarımızın tümünü birden saran ışıktan bir yansıma, ulusal bir yansıma, ulusal beğenimizi doyuran bir çeşni vardır. Yolu açık olsun.Mahmut Cüda - Sergi İzlenimleri 1982

Düşle gerçeğin ortak kesidinde inanılmaz bir şiirsel dinlendiricilikte dolaşan Ruzin Gerçin (Evrensel Galerisinde) ikincil gibi bilinen malzeme ile birincil etkiler yaratabiliyordu.Erhan Karaesmen - Gösteri Dergisi 1982

RUZİN GERÇİN, genellikle kareye yakın ölçülerde (kağıtlarda) renk ve şekilleri (ağaç, ev, vb.) istediğince biçimleyerek yeniden bir anlatım kuruyor.Münip Özmen - Ankara Sanat Dergisi 1982

Evren Galeride RUZİN GERÇİN mutad sergisini açtı. Bu sergisinde sanatçı gerçekten bir aşama, değişim yapmış. Tek renkten kurtulmuş daha doğrusu renklenmiş. Tablolarında bazı gereksiz alışkanlıklarından da sıyrılsa daha olumlu adımlar atmış olacak.Eşref Üren - Ankara Sanat Dergisi 1982Sanırım, Gerçin'in resimlerinde herkeze çekici gelen bir büyülü hava var. Bu büyüsellik ise, sanatçının dünyaya bakışındaki seçmeci tavrından kaynaklanıyor. Hiç kuşkum yok, yaşadığımız dünyanın çirkinliklerini o da görüyor ama, gördüklerini kağıda aktarırken çirkinlikleri arıtıyor. İsterseniz, fırçasında bir "süzgeç" olduğunu söyleyebilirsiniz. Yapıtlarına "masalımsı" anlatım kazandıran da bu süzme eylemi.Önder Şenyapılı - Milliyet Gazetesi 1984

Eski dost, yurtdışına taşan ününü gerçek biçimde hakettiğini her yapınla gösteriyorsun. Varol, ellerin dert görmesin...Nuri Abaç - Sergi İzlenimleri 1984

DÜŞ GİBİ... Kent yaşamının yorucu ritminden, bitmeyen gürültüsünden çok mu sıkıldınız? Ruzin Gerçin'in resimleri dinlendirir sizi. Bir kelebek kanadına alıp uzaklara götürür. Çiçek çiçek bakan dost gözler içinizi ısıtmaktadır sanki. O mu size bakar, siz mi ona? Bilinmez. Anlatımı zor olan güzelliği de burdadır belki. Yalnızca duyu organlarınızla değil, duygularınızla varacağınız bir tat gibi. Masal gibi. Belki de bir düş gibi.Suna Tanaltay - Sanat Çevresi 1986
Semih Günver'i gördüm. Bilge yayınevine gidiyordu. Koltuğunda yeni kitabının kapak resimleri, Bedri Rahmi'nin "Kiraz ayı geliyor" dizesini anımsadım. Ruzin Gerçin'in usta elleri ile dalları kiraz basıvermişti. Semih Günver'in "Keşke bir kiraz ağacı olsaydım" diye özenmesi yanlış değil.Müşerref Hekimoğlu - Cumhuriyet Gazetesi 1986

İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde iç mimarlık öğrenimi gören GERÇİN mezuniyet projesine ilşkin anısını şöyle anlatıyordu: "Bizden AKM'nin fuayesini dekore etmemizi istemişlerdi. Ben projeyi suluboya hazırlayarak verdim. Değerlendiren kurulda Bedri Rahmi Eyüpoğlu da vardı. Bana "Reis sen iç mimarlıktan değil, bizden mezun olmalıydın " dedi".GERÇİN ağaçlardan etkilenme nedenini şöyle açıklıyor: "Çocukluğum Çengelköy'de geçti. Bahçede annem beni ve kardeşimi hamağa yatırırdı. Ağaçlar öylesine sıktı ki, gökyüzünü göremezdik. Demek ki ağaçlar bilinçaltıma yerleşmiş. Resme başlarken bu kez ağaç figürü yapmayayım diyorum, sonra yine bir ağaç, birkaç dal giriyor resme..."Nur Nirven - Güneş Gazetesi 1987

İnsan figürleri, yeni resimlerde doğanın bir parçası, daha çok da bir tamamlayıcısıdır. Resmin gerisine doğru uzanan eğimli plan çizgilerinin üzerinde, sevimli birer motif karakterini yansıtan figürler, doğayla içiçe yaşamanın, doğa ortasında devinmenin coşkusunu, sevincini dışa vururlar. Temiz bir işçilik, sıcak lekelerin kuşattığı içten bir atmosfer, Ruzin Gerçin'in peyzajlarına otantik bir tat katar.Kaya Özsezgin - İş Bankası Sergi Kataloğu 1993

Bir büyük ayırım da bu defa o albenili renklerini, o kontrasların meydana çıkardığı çekiciliği zaman zaman dışlayıp daha bir yalınlığa yönelmesi, renklerinden özveride bulunurken kompozisyonda da dinginliğini ön plana alması diyebilirim. Doğal ki yine köy-kır görünümünden, yaşamından sahneler aktarıyor; ama daha monokrom daha doygun. Ve yanları sıra çeşitli natürmortlar; ana teması çiçek olan, sempatiği sergileyen... Ruzin Gerçin resmi sizi çağırıyor.Abdülkadir Günyaz - Garanti Bankası Sergi Kataloğu 1995

Suluboya gibi değiştirmesi olanaksız, hata kabul etmeyen bir çalışmada, tablolarını eskiz çizmeden doğrudan çalışıyor... Eserlerinde başrol ağaçlarda... Ağaçlar, ağaçlar... Yüzlerce, binlerce... Yemyeşil ağaçlar, kupkuru ağaçlar, tepeden tırnağa baharlarla donanmış ağaçlar...Necla Seyhun - Yeni Yüzyıl 1995

Ruzin Gerçin doğa ile içiçe. Doğanın sürekli değiştirmeyi becerebildiği resimsel verileri kendi billur süzgecinden geçirerek minyatür ev, insan ve canlılardan oluşan yeni bir doğa yaratmakta. Yarattığı bu yeni gerçeği de sanki bir fotoğraf karesinin yakaladığı anlık bir görüntünün kağıt üzerine aktarılması olarak göstermekte ve kendince kurguladığı kompozisyonları herbir eserine eşdeğerde yansıtmakta. Bununla beraber, kompozisyon dışındaki alanlarda resmin devamı olabilecek özelliklerin varlığını izleyiciye kabul ettirebilmekte. Bu inandırıcılığın destekçileri renk tonlamaları ve çizgisel hareketlenmelerdir. Kavisler, dikey ve yatay çizgiler arasındaki ritmik dinginlik izleyiciyi yormama yönündedir. Bunun peşisıra soft boya katmanlarının yardımıyla da izleyen gözü tüm yüzeyde rahatlıkla dolaşmasına yardımcı olur.Levent Çalıkoğlu - Genç Sanat Dergisi 1996

Ruzin'in resimlerinde kalabalığın mutluluğunu görmek için ne bir fenere ne daha geniş bir pencereye gerek var. Herşey açıkça ortada, rüzgar sakin, deniz de, dağ da, ağaçlar da. Tek yapmamız gereken Ruzin Gerçin'in cebinde biriktirdiklerini görmek.Ayşe Bengi - Evrensel Kültür Dergisi 2000

Ruzin Gerçin öğrencilik yıllarında galeri de -ilk hazırlık sınıfı- Edip Hakkı Köseoğlu'ndan desen eğitimi gördü, Şefik Bursalı gözetimindeki "cour de soir" çalışmalarına katıldı, İsmail H. Oygar, Vedat Ar ve Sadi Diren ile seramik çalışmaları yaptı. Afiş bölümü ile de ilgiliydi. Bütün bu dallarda yavaş yavaş ustalaşıyordu. Okulu bitirdikten sonraki dönemin ilk yıllarında, Küçüksu'daki Hasan Usta'nın çömlekçi atölyesine gidip seramikler üretti.Ruzin Gerçin 57. sergisinde yarım yüzyıllık bir yaratma gücünden örnekler sunuyor, gözlerimizi, yüreğimizi ışıtıyor. Peki, bu tükenmeyen sanat aşkı nereden kaynaklanıyor?Güner Ener - Art Decor 2000

Ruzin Gerçin'in Sanatı Üzerine..."Kumlu yol, küçük havuz, etrafında çiçekler,Bir kır evinde mesut olacaktık beraber."Ruzin Gerçin! Suluboyadan söz edilince yurdumuzda akla gelen ilk isim kuşkusuz ve nicedir de en kıdemlisi bu alana gönül verenlerin... En çok aranan o, rağbet gören, satın almak için sıraya girilen hatta... Peki nedir bu giz, neden bunca ilgi?Düşünün hele biraz, ipucu isterseniz, işte yukardaki dizesi rahmetli şairimizin, Ziya Osman Saba'nın, o duyarlı dizesi; son derece yalın, ama özlemlerimizin dile getirildiği o iki mısra... Nedir o resimlerde gördüklerimiz? Kırlar, ağaçlıklar, çiçekler, kuşlar, kuş yuvası misali evleriyle köyler... Ve insanlar, mutlu, sevgi dolu... Hangimizin özlemlerinde yoktur ki böylesi bir doğa? Doğa içinde, ağaçlar, çiçekler ve kuşlar içinde, mutlu, huzurlu bir yaşam. En azından ömrümüzün bir döneminde...İşte bunları veriyor bize Ruzin Gerçin, özlediklerimizi, ister nostalji deyin, ister daüssıla ve daima pastel renklerin sıcaklığında, incelikli duyarlılığında... Tabii suluboyanın o saydam akıcılığında...Peki bitti mi? Yani hepsi bundan mı ibaret Ruzin Gerçin'in bu sergisi... Hayır elbet, hele bir retrospektif sergi olduğunu düşünürsek... Bilenler bilir, otuz kırk yıl öncelerinde bir de seramik sanatçılığı dönemi vardı onun. Seramiğin bilinen parçaları dışında toprağı tuval gibi de kullanır, allı morlu, sarılı yeşilli çiçekler açtırtır, düş dünyaları kurar, cennet bahçelerine döndürürdü.Ondan öncelerinde ise afişler, panolar, amblemler varettiği bir dönem... Hatta İstanbul Belediyesi Şehir Galerisi yöneticiliği... Kısacası sanatla yoğrulmuş, sanatla içiçe geçen, dopdolu geçen bir yaşam...İşte Ruzin Gerçin budur! Siz siz olun, kırları çayırları, ağaçları çiçekleri özlüyorsanız izleyin onun resimlerini, aradıklarınızı, en azından çoğunu, hatta esen rüzgarına ve kuş seslerine dek onlarda bulacaksınız.Abdülkadir Günyaz - Ziraat Bankası Sergi Kataloğu 2000

Dünyayı Ruzin Gerçin’in gözüyle görebilmekElli beş yıldır resim yapıyor. Yaşadıklarını, gördüklerini ölümsüzleştiriyor. Oya gibi işlediği tablolarında yaşamın en ince ayrıntılarını yakalıyor. İnanılmaz bir sabırla resim sanatına ömür veriyor. Bombalar, bıçaklar, ölümcül kazalarla bir karabasana dönüşen yaşamın görülmesi, dikkat edilmesi gereken yanlarını Ruzin Gerçin gibi sanatçılar bize anımsatıyor. Dahası gözümüze sokuyorlar. Gerçin’in sergisinde bunların hepsi var. Peki biz bunları yakalayabiliyor muyuz? Müthiş bir koşuşturma içinde geçen yaşamın bu yanlarına başımızı çevirip bakabiliyor muyuz? Neyse ki Ruzin Gerçin ve tüm sanatçılar var. Keşke dünyayı, ülkemizi o sanatçıların gözüyle görebilsek.Namık Koçak – Milliyet, 21 Mayıs 2000

Özlemlerimizi Boyayan Ressam Ruzin GerçinRuzin Gerçin, Fransa Vichy Bienali Grand Prix, Meksika Devleti altın madalyası gibi yurtdışında aldığı birçok ödül, UNICEF kartlarına defalarca konu olan, suluboya resmin ustası, çalışmayı amaç edinmiş değerli bir sanatçı…Suluboya resmin duayenleri arasına girmiş olan sanatçı, 55 yıldır resim yapıyor. Yaşadıklarından, gördüklerinden belleğinde kalanları tablolarında ölümsüzleştiriyor. İnanılmaz bir sabırla resim sanatına ömür veriyor. Tepelere kurulmuş köylerdeki küçük tek göz evler, koyunlar, çobanlar… Mor bir gökyüzü, ağaçlarda dinlenen kuşlar…Esra Bilo – Art & Life, Mayıs 2006